top of page

Çocuklarla Tenis Dersleri: Kortta Başlayan Bir Yolculuk

Güncelleme tarihi: 6 Oca

Tenis çoğu zaman dışarıdan bakıldığında “teknik” bir spor gibi görünür. Doğru tutuş, doğru ayak, doğru açı… Evet, bunlar var. Ama çocuklarla tenis dersine girdiğinizde çok net bir şey fark ediyorsunuz: Asıl mesele raket değil, çocuk.


Tenis kortu, çocuklar için küçük bir hayat simülasyonu aslında. Kazanmayı öğreniyorlar, kaybetmeyi de. Beklemeyi, denemeyi, vazgeçmemeyi… Bazen de sadece eğlenmeyi.


Eye-level view of a tennis court with a player practicing their serve
Ağva Grup Derslerinden bir kare (2025)

Tenisin Çocuk Gelişimindeki Yeri


Tenisin en sevdiğim tarafı şu: Aynı anda hem bedeni hem zihni çalıştırıyor. Çocuklar kortta koşarken sadece kaslarını değil, karar alma becerilerini de geliştiriyorlar. Topun nereye geleceğini tahmin etmek, doğru anda doğru hamleyi yapmak… Bunların hepsi farkında olmadan gelişen zihinsel süreçler.


Özellikle çocuklarda:


  • Odaklanma süresi artıyor

  • El-göz koordinasyonu güçleniyor

  • Özgüven doğal bir şekilde yükseliyor

  • Bireysel sorumluluk duygusu gelişiyor



Tenis bir takım sporu değil ama bu, çocukları yalnızlaştırmıyor. Aksine, kendi sorumluluğunu almayı öğretiyor. “Ben yaptım” da var, “bir dahaki sefere denerim” de.


Topun gelişini takip etmek, doğru zamanda hamle yapmak, hata yapınca tekrar denemek… Bunların hepsi farkında olmadan gelişiyor. Dışarıdan bakınca basit görünen bir vuruşun arkasında aslında ciddi bir odak ve karar süreci var. Zamanla çocukların sadece daha iyi top karşıladığını değil, daha sakin düşündüğünü de görüyorsun.


Çocuklarla Çalışırken Kritik Noktalar


Çocuklarla çalışırken teknik detaylara fazla erken girildiğinde iş tersine dönebiliyor. Çoğu çocuk için tenis bir hedef değil, bir oyun. O yüzden dersi “doğru–yanlış” üzerinden kurmak yerine oyunun içine yedirmek çok daha işe yarıyor. Bir şey öğretmeye çalıştığını bile fark etmeden öğreniyorlar. “Şöyle tut, böyle bas” demek yerine küçük hedefler, basit oyunlar koyduğunda çocuk zaten olması gereken hareketi buluyor.


Bir de şu var: her çocuk aynı değil. Aynı yaşta, aynı derse giren iki çocuk bambaşka tepkiler verebiliyor. Biri rekabetten keyif alıyor, diğeri sadece hareket etmek istiyor. Biri kaybettiğinde hırslanıyor, diğeri içine kapanıyor. Burada eğitmenin işi hız kazandırmak değil, doğru ritmi yakalamak. Zorladığında ilerliyor gibi görünen çocuk, bir noktada kopuyor. Alan tanıdığında ise zamanla kendiliğinden açılıyor.


Tenis dersleri ilerledikçe şunu fark ediyorsun: çocuklar sadece spor yapmaya gelmiyor. Bazen kendini iyi hissetmeye geliyor, bazen “yapabiliyorum” duygusunu yaşamaya. Kort güvenli bir alan olduğunda, hata yapmak sorun olmaktan çıkıyor. Hata yapabildiğin bir yerde gelişim de başlıyor zaten.


O yüzden çocuklarla tenis çalışmak benim için sadece bir spor dersi değil. Bir alışkanlık kazandırma, hareketle barışma, kendiyle yarışmayı öğrenme süreci. Profesyonel sporcu olurlar ya da olmazlar, bu ikinci planda. Önemli olan hareket etmeyi seven, denemekten korkmayan bireyler olarak büyümeleri.


Tenis buna çok güzel bir zemin hazırlıyor. Kortta başlayan şey, çoğu zaman kortta kalmıyor.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page